Bu Blogda Ara

DOĞAL MİNERALLİ SUYUN ÖNEMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DOĞAL MİNERALLİ SUYUN ÖNEMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2010 Pazartesi

MİNERALLİ SUYUN İNSAN HAYATINDAKİ ÖNEMİ

Suyun insan hayatındaki önemi
İnsan gıda almadan haftalarca yasayabilir, fakat su içmeden en fazla 3 gün yasamını sürdürebilir. Vücuttaki %20 su kaybı ise ölümle sonuçlanır. Su; hücrelere oksijen, protein, mineral ve vitaminleri tasır, böbrekleri çalıstırarak toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanın akıskanlığını ve miktarını dengeler, vücudu temizler ve hastalıklara karsı direncini arttırır. Hayatın temelini olusturan suyun içerdiği mineraller ve eser miktardaki elementler, dokular ve kemikler için hayati önemi olan yapı taslarıdır.
Kanın %92’si,
Kemiklerin %22’si,
Beynin ve kasların %75’i,
Vücudun bebeklerde %80’i, yetiskinlerde %70’i sudur.
Suyun insan vücuduna sağladığı faydalar nelerdır?

Su; yasamın temel öğesi olarak insan vücudundaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik olayların içinde yer alırken ayrıca içinde bulundurduğu elementler ile de sağlığın devamı ve korunmasında da rol oynar.
Minerallerin ve vitaminlerin vücutta çözünmesini ve iletilmesini sağlar.
Aldığımız gıdaların enerjiye çevrilmesine katkıda bulunur.
Vücut sıcaklığının ve su dengesinin düzenlenmesini sağlar.
Derinin nemlenmesindeki en önemli faktördür. Çünkü cildimizdeki su kaybı erken yaslanmaya yol açar.
Vücudumuzdaki toksin maddelerin dısarı atılmasını ve vücudun temizlenmesine yardım eder.
Organlarımızın özellikle de böbreklerin düzenli çalısmasına katkıda bulunur.
Nefes almada oksijeni nemlendirir ve kolay nefes almamıza yardımcı olur.
Eklemlerde yastık görevini yerine getirerek, eklemlerin hareketlerini düzenler.
Neden ve ne kadar su içmeliyiz?

Ortalama bir yetiskinin günlük su ihtiyacı 2,5 litredir. Bunun en az 2 litresini (8 bardak) direkt su olarak almalıyız. Spor yapanlarda ve 70 kg.’ın üzerinde kilosu olanlarda ise günlük su ihtiyacı 3-3,5 litredir. Su ihtiyacımızı karsılayacağı düsüncesiyle içilen kahve, çay, kola gibi içecekler; idrar söktürücü maddeler içerdiklerinden, bunlar içildiğinde vücuttan atılan idrar miktarının artmasına ve vücutta su kaybına neden olurlar. Yeterli su alımının sağlığa faydalarını söyle:
Su içmek, tüm vücut fonksiyonlarının doğru ve verimi bir sekilde çalısmasını sağlayacağından hastalıklara karsı direnci arttırır.
Vücudumuzdan zararlı toksinlerin atılmasını sağlar.
Kabızlığı önler.
Kasların %75’i su olduğu için, yeterli su içmek fiziksel performansı arttırır.>
Beynimizin %75’i suda olustuğu için, daha hızlı ve iyi düsünebilmeyi sağlar.
Solunum yollarımızın nemlendirdiği için daha rahat nefes almaya yardımcı olur.
Cildi nemlendirerek kurumasına ve erken kırısmasına engel olur.
Az su içildiğinde vücut su eksikliğini yiyeceklerden almaya çalısır ve bu da asırı yemeye neden olur. Su içmek hem asırı yemeyi önler hem de yağların yakımına yardımcı olur.
(Kaynak: Dr. Yasemin Bradley)
Hangi su daha kaliteli?

En az su içmek kadar önemli olan bir diğer konu da içilen suyun kalitesi ve özellikleridir. İçme suyunun uluslar arası standartlara uygun özelliklerde olması, mineral ve vücuda faydalı elementleri uygun miktarlarda bulundurması insan sağılığı açısından son derece önemlidir. Zira Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı arastırmalar, su ve hijyene bağlı sorunların her yıl dünyada kaydedilen hastalıkların % 9,1'inin nedeni olduğunu ortaya koyuyor. Sağlıksız içme suyuna bağlı hastalık ve ölümlerin oranı ülkenin gelismislik düzeyi azaldıkça artıyor.
Suyun mikrobiyolojik olarak temiz olması kadar mineral bakımından zenginliği de önemli! Suyun, mineral taşıyıp taşımadığı ise sertliğinden anlaşılıyor. Uzmanlar, sert suyun toplumdaki genel kanının aksine daha kaliteli olduğunu belirtiyor.
Yumuşak içimli sular ise, sert sulara göre daha az mineral içeriyor. Araştırmalar, yumuşak su bulunan bölgelerde yaşayanlarda kalp, damar, tiroit hastalıkları ile hipertansiyon ve kardiyo-vasküler ani ölümlerin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor!
(Kaynak: GATA Askeri Hijyen BD. Raporu)

28 Eylül 2010 Salı

SAKA Doğal Mineralli Su FORMÜLÜ SIR DEĞİL

Mineralli Suyun Önemi

Hepimiz suyun yaşamın temeli olduğunu biliyoruz. Ancak çoğumuz suyun, vücudumuzun hemen her organında ve vücudumuzun işleyişinde oynadığı temel rolün farkında değiliz. Su, aslında hayatı sürdürmekten fazlasını sağlamaktadır.

Su yaşam demektir. İnsan besinsiz kaldığında sadece su içerek 50 gün kadar yaşamını sürdürebilir ama su içmeden ancak birkaç gün canlı kalabilir.

İnsan vücudu normalde günde 2.5 litre kadar suyu değişik yollardan (en fazla idrarla, ayrıca az miktarlarda terleme, solunum yolu ve dışkı ile) dışarıya atar. Normal yaşamsal vücut fonksiyonlarının sürmesi için vücuttaki su rezervlerine ihtiyaç duyulmadan, bu miktarın yerine konması gerekir. Yetersiz su içme ve minerallerden fakir beslenme; kalp-dolaşım, sindirim ve boşaltım sistemlerinde rahatsızlıklara, metabolizma ve hormonsal işlevlerde sorunlara zemin hazırlar. Bu durum, daha çok orta ve ileri yaşlı bireylerde tespit edilmiştir, o nedenle de yeterli miktarda su içilmesi ve gerekli düzeylerde mineral alınması bu kişilerde özellikle desteklenmelidir.


Doğal mineralli sular, içildiklerinde sadece günlük su gereksinimini ve kaybedilen suyun yerine konulmasını sağlamazlar, aynı zamanda doğal olarak içerdikleri minerallin bağırsaklardan kolaylıkla emilmesi ile günlük mineral gereksiniminin karşılanmasına da katkıda bulunurlar.

27 Eylül 2010 Pazartesi

DOĞAL MİNERALLİ SUYUN ETKİLERİ VE ÖNEMİ Prof.Dr. ZEKİ KARAGÜLLE



Mineralli su içerken düşünün .

Maden suyu ve sodası olarak da adlandırılan mineralli suların diyabet, kalp krizi, inme, tansiyon gibi hastalıklara kaynaklık ettiği belirtilen metabolik sendromun önlenmesinde etkili olduğu bildirildi. 
 Bazı minerallerin metabolik sendrom oluşumunu önlediği üzerine kanıtlar bulunduğunu aktaran Prof.Dr. Zeki Karagülle, "Tam bu noktada doğal mineralli suların birçok minerali belirli düzeylerde içeriyor olması avantajı devreye giriyor. Mineralli sulardaki özellikle kalsiyum, magnezyum sodyum ve klor gibi makro mineraller mineralli suyun içilmesiyle yüksek oranlarda vücuda alınabiliyor. Deneysel bir çalışmada, zengin mineralli bir doğal maden suyunun içilmesinin, içeriğindeki mineraller nedeniyle, vücutta metabolik sendromun oluşmasını önlediği yönünde bulgular ortaya kondu" dedi.
Uluslararası Hidroklimatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle Haziran ayında Paris'te gerçekleştirilen Derneğin 37. Kongresinde sunulan bilimsel bir çalışmanın sonuçlarını değerlendirdi. Prof. Karagülle "Kongrede mineralli suların inme, kalp enfarktüsü ve diyabet gibi hastalıklar için büyük risk oluşturan metabolik sendromun önüne geçilmesinde önemli bir etki yaptığını gösteren önemli bulgular gündeme geldi" dedi.

Yanlış beslenme ve metabolik sendrom ilişkisi
Karagülle metabolik sendromu şu sözleriyle açıkladı:
"Metabolik sendrom, bir dizi metabolizma sorunuyla birlikte ortaya çıkan insülin direncinde artma, tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi ve karın içi organlarda yağlanma gibi hastalıklarla ortaya çıkıyor. Bu sağlıksız tablo tüm dünya ülkelerinde bir salgın hızında yayılarak insan sağlığını tehdit ediyor. Bu hastalığın birçok sebebi olmakla birlikte en önemli sebebini, yanlış beslenme oluşturuyor".
Metabolik sendrom olarak nitelenen bu hastalığın nedenlerinin tam olarak açıklanabilmiş olmasa da bir dizi genetik, metabolik ve çevresel faktörün kompleks etkileri sonucunda ortaya çıktığının düşünüldüğünü belirten Prof. Karagülle "Bu sağlıksız tablo ne yazık ki tüm dünya ülkelerinde bir salgın hızında artan sayıda kişiyi etkilemekte ve insan sağlığını tehdit etmektedir" dedi.
Bazı minerallerin metabolik sendrom oluşumunu önlediği üzerine kanıtlar bulunduğunu aktaran Karagülle, bu konuda şu bilgileri verdi:
"Tam bu noktada doğal mineralli suların birçok minerali belirli düzeylerde içeriyor olması avantajı devreye giriyor. Mineralli sulardaki özellikle kalsiyum, magnezyum sodyum ve klor gibi makro mineraller mineralli suyun içilmesiyle yüksek oranlarda vücuda alınabiliyor. Kongrede sunulan bu deneysel çalışmada, zengin mineralli bir doğal maden suyunun içilmesinin, içeriğindeki mineraller nedeniyle, vücutta metabolik sendromun oluşmasını önlediği yönünde bulgular ortaya kondu."


Deney hayvanları üzerinde olumlu etki
Prof. Dr. Karagülle'nin verdiği bilgiye göre, Portekizli araştırmacılar, yüksek mineralli ve sodyumdan zengin bir doğal mineralli suyun früktozla beslenen deney hayvanları üzerindeki olası yararlı etkilerini araştırdılar. Yedişer fareden oluşan 3 deney hayvan grubu oluşturuldu. 1. gruptakiler (kontrol grubu) düz su (şebeke suyu), 2. gruptakiler (früktoz grubu) yüzde 10 früktozlu düz su, ve 3. gruptakiler (deney grubu) yüzde 10 früktozlu mineralli su içtiler ve 8 hafta süreyle izlendiler. Bu süreçte her hafta vücut ağırlıkları, besin ve sıvı alımları ve ayrıca her hafta kan basınçları ve nabız sayıları ölçüldü. Çalışmanın sonunda kan şekeri, insülin, kan yağları ve CRP (C-Reaktif Protein) düzeyleri alınan kan örneklerinde ölçüldü.8 hafta sonunda yüzde 10 früktozlu düz su ve mineralli su içirilen gruptaki farelerin kilolarında sadece düz su içirilen gruba göre anlamlı bir artış bulundu. Bu bulgu beklendiği gibi früktozlu beslenmenin kilo almaya neden olması şeklinde yorumlandı. Ancak, früktozlu mineralli su grubunda diğer gruplara göre daha fazla su içilmesi gözlendi. Yine bu grupta diğerlerine oranla alınan besin miktarında ise bir azalma eğilimi görüldü. Yüzde 10 früktoz ilaveli mineralli su içen deney hayvanları deney süresince daha fazla sıvı içmeye, daha az besin almaya eğilim gösterdiler. Bu bulgular da mineralli su içmenin sağlıklı beslenme alışkanlığını desteklediği şeklinde değerlendirildi.

Tansiyon üzerinde de etkili
Früktozlu düz su ve mineralli su içen metabolik sendroma eğilimli gruplarda, sadece düz su içeren gruba göre sistolik ve diastolik kan basıncında (tansiyon) anlamlı yükselme bulunduğu bilgisini aktaran Prof. Karagülle, aynı şekilde bu gruplarda nabız sayısının da yükseldiği söyledi. Prof.Karagülle, sonuç olarak, araştırıcıların ödül aldıkları çalışmalarında yüksek mineralli ve sodyumlu (tuzlu) doğal mineralli su tüketiminin günümüzün sık görülen bir yanlış beslenme alışkanlığının (örneğin burada olduğu gibi früktozdan zengin beslenmenin) bir sonucu olarak gelişen metabolik sendromun ortaya çıkmasını önlediğini deneysel olarak gösterdiklerini vurgulayarak "Şimdi zengin mineralli su içilmesinin metabolik sendromu önleyici benzer etkilerinin ve sağlıklı beslenmeyi destekleyici ve sağlığa yararlı etkilerinin insanlarda araştırılması gündemdedir" dedi.