BEYİNDEKİ SU EKSİKLİĞİNE DİKKAT !!!
Vücuttaki su dolaşımının özellikle beyin ve böbrekler için çok önemli olduğu belirtildi
24 saat içinde beyinden geçen su miktarı 1,4 litre böbreklerden geçeb su miktarı 2 litre gibi oldukça büyük miktarolduğunu belirten uzmanlar beynin su eksikliğinden en önce zarar gören organlarımızdan biri olduğunu belirtiyorlar.
İçilen su miktarının beyin üzerindeki etkisi üzerine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. M.Zeki Karagülle beyindeki su dolaşımının bozulmasının beyin sulanması yada beyin kanamasına yol açtığını belirtti .
Prof.Dr.M.Zeki Karagülle konu ile ilgili şunları söyledi ; "Hayat su ile başlamıştır ve susuz yaşam olanaksızdır insan besinsiz kaldığında 50 gün kadar yaşamını sürdürebilir ama su içmeden ancak birkaç gün canlı kalabilir 24 saat içinde beyinden geçen su miktarı 1400 ml gibi oldukça büyük bir miktardır ".
Ne Kadar Doğal Mineralli Su Tüketmeliyiz
Karagülle ; Bir erkek ortalama 2,9litre/gün bir kadın ise 2,2 litre/gün kadar su almalıdır günlük su gereksinimi en başta içme suyundan karşılanır bu sebeple içme suyu alırken öncelikle pH değerine ve içeriğindeki doğal minerallere dikkat edilmelidir . dedi.
Prof.Dr.M.Zeki Karagülle "günlük içilmesi gereken suyun doğal mineralli su olarak alınması bir çok avantalar sağlar öncelikle sağlıklı bir su metabolizmasının sağlıklı bir vücutta sürdürülmesi garantiye alınmış olur ayrıca günlük alınması gereken minerallerin bir kısmı belli düzeylerde karşılanmış olur günde en az iki şişe doğal mineral ve pH değeri yüksek suyun içilmesini öneriyoruz . Ayrıca belirtmek gerekirki ülkemizde dengeli mineral yapısını bulunduran 1-2 su markası ve kaynağı bulunmaktadır tüketicilerin bunları önemsemeleri kendi sağlıkları açısından daha olumlu olacaktır" dedi .
Mineral Gereksinimi İçin Doğal Mineralli Sular Tüketilmeli !
Karagülle ; mineralli su içilmesi ile öncelikle minerallere olan günlük gereksinim bir oranda karşılanmış olur , söz konusu olan minerallere olan gereksinim yaşamın bazı dönemlerinde örneğin gençlik , cocukluk , yaşlılık gibi özellikle artar bu dönemlerde mineralli suların içilmesi daha çok önem kazanır .
Bu Blogda Ara
29 Ekim 2010 Cuma
BEYİNDEKİ SU EKSİKLİĞİNE DİKKAT !! NE KADAR DOĞAL MİNERALİ SU TÜKETMELİYİZ ?
27 Ekim 2010 Çarşamba
SAĞLIKLI ANNE OLMAK İÇİN İÇTİĞİNİZ SUYA DİKKAT !!!
İÇTİĞİNİZ SUYA DİKKAT
Hamilelik sırasında içilen su , içinde bulunan doğal mineraller ve pH değeri açısından oldukça önem taşır. Hamilelikte içilen doğal mineralli su ve pH kavramı hakkında bilgi veren beslenme ve diyet uzamanı Dr.Yasemin Bradley önemli açıklamalarda bulundu :
Alkali olan amniyotik sıvı miktarı bebekler için hayati önem taşır .Hamilelik sırasında bebeğin anne karnında alkali bir ortamda yaşadığını belirten Dr.Yasemin Bradley "Bebek amniyotik sıvı denilen koruyucu bir sıvının içerisinde yüzer . Yani bebekler bazik bir suyun içinde büyürler .
Amniyotik sıvının görevi bebeğe rahim içinde rahat bir ortam sağlamaktır. Bu sıvı bebek için hayati önem taşır , onu dış etkenlerden enfeksiyonlardan korur .
Amniyotik sıvı miktarı azsa , bebeğin akciğerlerinin yetersiz gelişimi ,hareketlerinde azalma , şekil bozukları gibi sorunlar ortaya çıkabilir . Anne ile bebeğin içinde yüzdüğü amniyotik sıvı arasında saatte 0,5 litrelik bir su alışverişi oluyor . "Anneye su verildikce bebeğin içinde bulunduğu amniyotik sıvı artmaya başlıyor " diyor . Yani sağlıklı bir bebek için bol bol su içmek şart !
26 Ekim 2010 Salı
SAĞLIK KAYNAĞI SUDAKİ ÖNEMLİ MİNERALLER VE SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİ
• Su ve Mineraller Vücudun Temeli :
İnsan vücudunun önemli bir bölümünün su olduğu ancak birçok madensel maddenin de vücudun yapısında yer aldığı belirtildi. Uzmanlar, su dengesi ile madensel madde dengesinin bozulmaması için çok dikkatli olunması gerektiğini, bu dengenin bozulması durumunda ise vücutta istenmeyen rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. İnsan vücudunun en önemli kısmının su olduğunu, canlılığın olabilmesi için suyun vazgeçilmez bir madde olduğunu kaydeden uzmanlar, suyun görev yapabilmesi için tuza gerek olduğunu belirtiyor.
Sofra tuzu olarak adlandırılan tuzun sodyum ve klor elementlerinden oluştuğunu, bu iki elementin vücutta önemli yer tuttuğunu kaydedildi. İnsan vücudundaki elementlerin hemen hepsinin önemli görevler yaptığını ancak fazlalığında ise toksik etkiye neden olduğunu belirten uzmanlar, gerek eksikliği ve gerekse fazla birikmeyi önlemenin tek yolunun hemen her türlü gıdanın yer aldığı karışık bir beslenme uygulamak ve vitaminler de dahil olmak üzere hiçbir ilacı konunun uzmanı bir hekime danışmadan kullanmamak olduğunu söylüyor. Uzmanlar, vücuttaki madensel maddeleri ve eksikliklerinde yaşanacak gelişmeleri ise şu şekilde özetliyor:
Gıdalarla alınansodyum ile böbrek tarafından atılan sodyum miktarına bağlı olarak kanda ve tüm vücutta belirli bir denge içinde bulunur. Böbrekler, atılan sodyum miktarını değiştirerek belirli bir oranda bu dengeyi korumaya çalışır. Aşırı terleme ve kusma ile tuz alınmadan aşırı miktarda su içilmesi kandaki sodyum oranını düşürür, bol tuz yenilmesi ve az sıvı alınması da bu miktarı normalin üzerine çıkarır. Bunların dışında, öncelikle böbrek ve böbrek üstü bezi olmak üzere bazı organların hastalıklarında da bu denge bozulabilir. Vücuttan tuz ve su eksildiğinde, ağız kuruluğu, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de, su zehirlenmesi olarak adlandırılan, adale kasılmaları, çırpınmalar, şuur kaybı ve koma ile ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir. Potasyum : Hücrelerin içinde bol miktarda bulunup, kanda ve doku arası sıvılarda daha az miktardadır. Böbrek ve böbrek üstü bezi hastalıklarının dışında, kanda potasyum azalması aşırı ishal ve kusma ile idrar söktürücü ilaçların uzun süre kullanılması halinde görülür. İlk belirtisi kas güçsüzlüğüdür. İleri derecelere vardığında bağırsaklara ve solunum kasları dahil olmak üzere tüm kaslarda hareket kısıtlılığı olacak ve bu da hayati tehlikeye neden olacaktır. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması, böbrek hastalığı, ciddi yanıklar, kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir. Genellikle fazla bir belirti vermeden kalp üzerinde toksik etkiler gösterebilir. Bu etki de bazen hayati tehlikelere yol açabilir.
Sağlıklı insanların kanının 100 mililitresinde 8.8 ile 10.4 mg. arasında kalsiyum bulunur. İnsan vücudunda kalsiyum dengesi, paratiroid bezleri ve D vitamini tarafından düzenlenir. Öncelikle kemik metabolizması ve kaslar için gerekli bir madensel maddedir. Eksikliği halinde, dilde, dudaklarda, parmaklarda duyu değişiklikleri, kaslarda ağrı ve kramplar görülür. Kalp de bir kas olduğu için kalsiyum metabolizmasından çok etkilenir. Uzun süreli kalsiyumdan fakir beslenme, kemiklerin zayıflaması gibi bir sonuç yaratır. Kalsiyumun kandaki düzeyinin gerektiğinden fazla olması hali, genellikle, paratiroid bezinin hastalıklarında görülmektedir. Hafif dereceli yükselmeler, fazla bir belirti vermez. Bu hastalarda sık böbrek taşları görülür. Kalsiyum yükseldikçe kas güçsüzlüğü, böbrek kireçlenmesi, kemiklerde gereğinden fazla kireç toplanması gibi durumlar belirir.
Magnezyum da vücudun önemli elementlerindendir. Kanın bir litresinde 1.6 ile 2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Eksikliğinde, iştahsızlık, bulantı, kusma, uyuklama, güçsüzlük, titreme, kas seyirmeleri ve kasılmaları gibi belirtiler görülür. Yüksekliği, böbrek yetersizliği olan hastalarda, sindirim sistemi tedavisi amacıyla magnezyumlu ilaçlar verilmesi halinde görülür. Kas refleksleri kaybolur, kalp elektrosunda bozukluklar görülür, solunum ve dolaşım aksar, şok ve hatta ölüm bile görülebilir.
Kemiklerin ve dişin yapısındaki önemli maddelerdendir. Çay ve deniz balıklarında bol miktarda bulunursa da en önemli kaynak içme sularıdır. İçme sularına fluor katılması, o suyu içen toplulukta diş çürüğü ihtimalini büyük oranda ortadan kaldırır. Fluor alınması aynı zamanda osteoporoz denilen kemik zayıflaması hastalığını da önleyici ve tedavi edici etki yaratacaktır. Gereğinden fazla alındığında da zarar verebilir. Kalıcı dişler üzerinde sarı-kahverengi lekeler ortaya çıkar ve diş minesi bu bölgelerde tahrip olmaya başlar. aşırı fluor yüklenmesi kemiklerde de normal dışı gelişmeler ve eklemlerde çarpılmalar gibi belirtiler ortaya çıkarır.
SAĞLIKLI VE GÜVENLİ SU İÇMEK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Güvenli Şişe Suyu Kullanmak İçin Dikkat Etmemiz Gereken En Önemli Konulardan Biride İçtiğimiz Suyun Depolama Koşullarıdır .
Su doğadaki herşeyi içine çeken bir maddedir . Doğada bulunan herşeyi çözer ve içine karıştırır , bu karışıma hava da dahildir . Bu yüzden suların ambalajlandıkdan sonra ki saklama koşulları çok önemlidir . Direk güneş ışığı alan ,rutubetli,ağır koku olan (tüp,benzin,peynir,Vb) ortamlarda depolanması durumunda havadaki ağır koku ambalajlanmış suyun içerisine nüfus edecekdir ve hem suyunuzun tadı ve kokusu bozulacak hemde sağlığınızı tehdit edecek hale gelecekdir . Bu konuda su tüketicileri için su almış oldukları bayilerin sağlık bakanlığına bağlı il sağlık müdürlüklerinden " SU SATIŞ YERİ RUHSATI" almış olmaları çok önemlidir .
Sebebi ise su bayiliği yapacak olan yerlerin su depolamaya uygun yerler olması gerekdiği zorunluluğudur . örneğin : suların depolandığı yer ile boş bidonların depolandığı yer birbirinden ayrı olacak ayrıca işyeri içerisindeki ofis bölümüde ayrı olmak zorundadır . duvarlar fayans yada silinebilir (saten) boya olacak ,suların depolandığı bölüm direk güneş ışığına maruz kalmayacak , damacanalar sağlığa ve yönetmeliğe uygun halde depolanacak gibi kurallara uymayanlara il sağlık müdürlükleri bu ruhsatları" vermez . Dolayısı ile su almış olduğunuz bayiden " SU SATIŞ YERİ RUHSATI" nın bir örneğini görmek istediğinizi söylediğinizde eğer var ise memnuniyetle getirip gösterecekdir . Burada dikkat edilmesi gereken husus ise ruhsatın üzerindeki adres ile mevcut adresi ve ruhsattaki su ile mevcuttaki sattığı su aynı markamı olduğudur.
Çünki başka ve kriterlere uygun bir dükkanda kriterlere uygun bir su ile ruhsatlandırıldıktan sonra maliyetleri düşürmek amaçlı olarak işyeri ve marka değiştirilebiliyor.
Birde bu tür taleplerde su almış oldukları fabrikanın ruhsatını göstererek insanları kandırmaya çalışan kişiler var bunlara karşıda dikkatli olmanızda fayda olduğunu düşünüyorum .
Tüp bayisi , bakkal , market gibi yerlerde Su satılması kanunen yasaktır fakat denetim boşluğundan faydalanarak bu gibi kişiler korsan firmalardan su temin ederek tüm yasal sorumluluklarını da yerine getirmeyerek su satmaktadır . ambalajlı su kullanıcıları için bu durum " aramışken bir de su siparişi veriyorum " düşüncesi ile kolay ve yararlı gibi görünmüş olsada bu gibi yerlerde satılan suların sağlığımız açısından çok ciddi tehlikeleri vardır . UNUTMAMAK gerekirki SU yan iş , ek iş , ek gelir gibi başka işlerin yanında yapılmayacak kadar ciddi ve SORUMLULUK isteyen bir iştir . bu konudaki dikkatimiz ve kararımız ise en cok kendi sağlığımız için önemlidir .
Su doğadaki herşeyi içine çeken bir maddedir . Doğada bulunan herşeyi çözer ve içine karıştırır , bu karışıma hava da dahildir . Bu yüzden suların ambalajlandıkdan sonra ki saklama koşulları çok önemlidir . Direk güneş ışığı alan ,rutubetli,ağır koku olan (tüp,benzin,peynir,Vb) ortamlarda depolanması durumunda havadaki ağır koku ambalajlanmış suyun içerisine nüfus edecekdir ve hem suyunuzun tadı ve kokusu bozulacak hemde sağlığınızı tehdit edecek hale gelecekdir . Bu konuda su tüketicileri için su almış oldukları bayilerin sağlık bakanlığına bağlı il sağlık müdürlüklerinden " SU SATIŞ YERİ RUHSATI" almış olmaları çok önemlidir .
Sebebi ise su bayiliği yapacak olan yerlerin su depolamaya uygun yerler olması gerekdiği zorunluluğudur . örneğin : suların depolandığı yer ile boş bidonların depolandığı yer birbirinden ayrı olacak ayrıca işyeri içerisindeki ofis bölümüde ayrı olmak zorundadır . duvarlar fayans yada silinebilir (saten) boya olacak ,suların depolandığı bölüm direk güneş ışığına maruz kalmayacak , damacanalar sağlığa ve yönetmeliğe uygun halde depolanacak gibi kurallara uymayanlara il sağlık müdürlükleri bu ruhsatları" vermez . Dolayısı ile su almış olduğunuz bayiden " SU SATIŞ YERİ RUHSATI" nın bir örneğini görmek istediğinizi söylediğinizde eğer var ise memnuniyetle getirip gösterecekdir . Burada dikkat edilmesi gereken husus ise ruhsatın üzerindeki adres ile mevcut adresi ve ruhsattaki su ile mevcuttaki sattığı su aynı markamı olduğudur.
Çünki başka ve kriterlere uygun bir dükkanda kriterlere uygun bir su ile ruhsatlandırıldıktan sonra maliyetleri düşürmek amaçlı olarak işyeri ve marka değiştirilebiliyor.
Birde bu tür taleplerde su almış oldukları fabrikanın ruhsatını göstererek insanları kandırmaya çalışan kişiler var bunlara karşıda dikkatli olmanızda fayda olduğunu düşünüyorum .
Tüp bayisi , bakkal , market gibi yerlerde Su satılması kanunen yasaktır fakat denetim boşluğundan faydalanarak bu gibi kişiler korsan firmalardan su temin ederek tüm yasal sorumluluklarını da yerine getirmeyerek su satmaktadır . ambalajlı su kullanıcıları için bu durum " aramışken bir de su siparişi veriyorum " düşüncesi ile kolay ve yararlı gibi görünmüş olsada bu gibi yerlerde satılan suların sağlığımız açısından çok ciddi tehlikeleri vardır . UNUTMAMAK gerekirki SU yan iş , ek iş , ek gelir gibi başka işlerin yanında yapılmayacak kadar ciddi ve SORUMLULUK isteyen bir iştir . bu konudaki dikkatimiz ve kararımız ise en cok kendi sağlığımız için önemlidir .
25 Ekim 2010 Pazartesi
DOĞAL KAYNAK SULARI İŞLEMDEN GEÇİYORMU , KULLANMA ÖMRÜ NE KADARDIR
Doğal Kaynak Suları herhangi bir işlemden geçiriliyor mu?
Doğal Kaynak Suları’nın tadı tamamen doğaldır ve herhangi bir katkı maddesi veya kimyasal bir işlem yapılmamaktadır.
Sadece doğal kaynak suları ile ilgili yönetmelikte de izin verildiği şekilde fiziksel bir işlem olan filtrasyon ve ozonlama yapılmaktadır. Filtrasyon, suyun kaynak noktasından kopup gelebilecek mikron seviyesindeki kum zerreciklerini tutmak için yapılır. Ozonlama ise dolumu yapılmış şişenin yani ürünün hijyenliğini temin etmek amacıyla suyun içine 0.2-0.4 ppm arası miktarlarda O3 (Ozon) gazinin verilmesi işlemidir. Ozonlama yöntemi hijyen güvenliği için bütün dünyada su üreticilerinin uzun yıllardır en yaygın olarak kullandığı güvenilir bir yöntemdir. Bu işlem, şişeye su dolumun hemen öncesinde yapılmakta ve tam hijyenlik sağlanarak ürününün uzun süreler bozulmadan saklanabilmesine imkan vermektedir. Dolumdan sonra şişedeki suyun içinde bulunan ozon gazi, ortam sıcaklığına bağlı olarak 5-20 saat arasında kendiliğinden yok olmakta ve bildiğimiz oksijene dönüşmektedir.
Şişelenmiş bir suyun kullanma ömrünü etkileyen faktörler nelerdir?
Bu detaylı bir cevabi gerektiren bir sorudur. Burada 4 önemli faktörü birlikte düşünmeliyiz:
a) Sise ambalajının hava geçirgenliğinin derecesi: Şişe ambalajının cinsi ve kalınlığı hava geçirgenliğini belirler. Bu da sonuçta söz konusu ambalajın diş ortam kokularına karşı korunmalı olup olmayacağını belirler. Cam şişede bu sorundan bahsedilemezken, moleküler yapilarindan dolayı pet ve polycarbonat ambalajlardaki sular için diş ortam kokularına karşı korunma sağlanmalıdır.
b) Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumuşak olusu) : Yumuşak suların mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarından ortamdaki kokuları sert sulara göre daha fazla çekerler.
c) Üretim aşamasında %100 hijyenliğin sağlanıp sağlanamadığı konusu: Eğer üretim aşamasında tam bir hijyenlik sağlanamaz ise, dolum esnasında suyun içinde çok az miktarda mikroorganizma kalsa bile ilerleyen günlerde suyun bozulması (yeşillenme, pamukçuk yapma gibi) kaçınılmaz olacaktır.
d) Şişelenmiş suyun saklanma koşulları: Özellikle hava ve koku geçirgenliklerinden dolayı pet ambalajındaki suların iyi şartlarda saklanması gerekir; bu kalitesinin korunmasına ve dolayısıyla kullanma ömrüne olumlu etki eder.
Doğal Kaynak Suları’nın tadı tamamen doğaldır ve herhangi bir katkı maddesi veya kimyasal bir işlem yapılmamaktadır.
Sadece doğal kaynak suları ile ilgili yönetmelikte de izin verildiği şekilde fiziksel bir işlem olan filtrasyon ve ozonlama yapılmaktadır. Filtrasyon, suyun kaynak noktasından kopup gelebilecek mikron seviyesindeki kum zerreciklerini tutmak için yapılır. Ozonlama ise dolumu yapılmış şişenin yani ürünün hijyenliğini temin etmek amacıyla suyun içine 0.2-0.4 ppm arası miktarlarda O3 (Ozon) gazinin verilmesi işlemidir. Ozonlama yöntemi hijyen güvenliği için bütün dünyada su üreticilerinin uzun yıllardır en yaygın olarak kullandığı güvenilir bir yöntemdir. Bu işlem, şişeye su dolumun hemen öncesinde yapılmakta ve tam hijyenlik sağlanarak ürününün uzun süreler bozulmadan saklanabilmesine imkan vermektedir. Dolumdan sonra şişedeki suyun içinde bulunan ozon gazi, ortam sıcaklığına bağlı olarak 5-20 saat arasında kendiliğinden yok olmakta ve bildiğimiz oksijene dönüşmektedir.
Şişelenmiş bir suyun kullanma ömrünü etkileyen faktörler nelerdir?
Bu detaylı bir cevabi gerektiren bir sorudur. Burada 4 önemli faktörü birlikte düşünmeliyiz:
a) Sise ambalajının hava geçirgenliğinin derecesi: Şişe ambalajının cinsi ve kalınlığı hava geçirgenliğini belirler. Bu da sonuçta söz konusu ambalajın diş ortam kokularına karşı korunmalı olup olmayacağını belirler. Cam şişede bu sorundan bahsedilemezken, moleküler yapilarindan dolayı pet ve polycarbonat ambalajlardaki sular için diş ortam kokularına karşı korunma sağlanmalıdır.
b) Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumuşak olusu) : Yumuşak suların mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarından ortamdaki kokuları sert sulara göre daha fazla çekerler.
c) Üretim aşamasında %100 hijyenliğin sağlanıp sağlanamadığı konusu: Eğer üretim aşamasında tam bir hijyenlik sağlanamaz ise, dolum esnasında suyun içinde çok az miktarda mikroorganizma kalsa bile ilerleyen günlerde suyun bozulması (yeşillenme, pamukçuk yapma gibi) kaçınılmaz olacaktır.
d) Şişelenmiş suyun saklanma koşulları: Özellikle hava ve koku geçirgenliklerinden dolayı pet ambalajındaki suların iyi şartlarda saklanması gerekir; bu kalitesinin korunmasına ve dolayısıyla kullanma ömrüne olumlu etki eder.
SUYUN GÜVENLİ OLDUĞUNU NERDEN ANLARIM , SU KAYBININ İNSAN VÜCUDU ÜZERİNDE ETKİLERİ
Su Kaybının İnsan Vücudu Üzerine Etkileri Nelerdir?
Vücudun günlük kaybettiği su ihtiyacını karşılamak için uzmanlar normal bir insanın günde 6-8 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir.[2] Vücut ağırlığının yüzdesi olarak su kaybının sonuçları şu şekilde olabileceği belirtilmektedir:
• %1: susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması
• %2: ısı artması, artan susuzluk hissi
• %3: vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,
• %4: fiziksel performansın %20-30 düşmesi
• %5: baş ağrısı, yorgunluk
• %6: halsizlik, titreme
• %7: fiziksel etkinlik sürerse bayılma
• %10: bilinç kaybı
• %11: olası ölüm
Suyumun Güvenli Olup Olmadığını Nerden Anlarım?
Tüketiciler bir çok açıdan şişelenmiş sulara güvenebilirler. İlk başta şişelenmiş sular Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak analizlerle denetlenmektedir.
Tüketiciler su kapaklarının sıkıca kapalı olduğuna dikkat etmelidir. Etiket bilgilerinde Sağlık Bakanlığı izin tarih numarası bulunmalıdır.
Su rengi berrak olmalı, bulanık, yeşilimsi olmamalıdır. Etiketi solmuş, şişe şekli bozulmuş sular satınalınmamalıdır.
Tüketiciler ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında suyun adını görmelidir. Suyun adı 4 farklı yerde de bulunmalı ve aynı olmalıdır.
Mikroorganizma nedir? Suyumda bulunur mu?
Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır.
Mikroorganizmalar çoğunlukla tek hücreli olsalar da çok hücreli örnekleri de mevcuttur. Halk arasında mikrop diye adlandırılır. İnsan sağığına önemli ölçüde olumsuz etkilerler. Tifo, Amipli Dizanteri, Çocuk felci, Hepatit A gibi hastalıkların kaynağıdırlar.
Yararlı olan mikroorganizmalar da vardır. Ekmek mayası, bira mayası, ayran, yoğurt, peynir yapımında kullanılan kültürler de mikroorganizma grubu içine girerler.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı yönetmeliklere göre insanları hasta eden mikroorganizmalar sularda bulunmamalıdır. Tükettiğiniz suda yapılmış olan analizleri firmalardan rahatlıkla talep edebilirsiniz.
Vücudun günlük kaybettiği su ihtiyacını karşılamak için uzmanlar normal bir insanın günde 6-8 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir.[2] Vücut ağırlığının yüzdesi olarak su kaybının sonuçları şu şekilde olabileceği belirtilmektedir:
• %1: susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması
• %2: ısı artması, artan susuzluk hissi
• %3: vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,
• %4: fiziksel performansın %20-30 düşmesi
• %5: baş ağrısı, yorgunluk
• %6: halsizlik, titreme
• %7: fiziksel etkinlik sürerse bayılma
• %10: bilinç kaybı
• %11: olası ölüm
Suyumun Güvenli Olup Olmadığını Nerden Anlarım?
Tüketiciler bir çok açıdan şişelenmiş sulara güvenebilirler. İlk başta şişelenmiş sular Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak analizlerle denetlenmektedir.
Tüketiciler su kapaklarının sıkıca kapalı olduğuna dikkat etmelidir. Etiket bilgilerinde Sağlık Bakanlığı izin tarih numarası bulunmalıdır.
Su rengi berrak olmalı, bulanık, yeşilimsi olmamalıdır. Etiketi solmuş, şişe şekli bozulmuş sular satınalınmamalıdır.
Tüketiciler ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında suyun adını görmelidir. Suyun adı 4 farklı yerde de bulunmalı ve aynı olmalıdır.
Mikroorganizma nedir? Suyumda bulunur mu?
Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır.
Mikroorganizmalar çoğunlukla tek hücreli olsalar da çok hücreli örnekleri de mevcuttur. Halk arasında mikrop diye adlandırılır. İnsan sağığına önemli ölçüde olumsuz etkilerler. Tifo, Amipli Dizanteri, Çocuk felci, Hepatit A gibi hastalıkların kaynağıdırlar.
Yararlı olan mikroorganizmalar da vardır. Ekmek mayası, bira mayası, ayran, yoğurt, peynir yapımında kullanılan kültürler de mikroorganizma grubu içine girerler.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı yönetmeliklere göre insanları hasta eden mikroorganizmalar sularda bulunmamalıdır. Tükettiğiniz suda yapılmış olan analizleri firmalardan rahatlıkla talep edebilirsiniz.
24 Ekim 2010 Pazar
SULAR HAKKINDA MERAK ETTİĞİNİZ HERŞEY SORULAR VE CEVAPLARI
Damacana su kullanıcılarının merak ettikleri ...
Kullanmış olduğumuz damacanalar güvenlimi altındaki rakamlar ne anlama gelir ?
Kullanmış olduğumuz damacanalar tüm dünyada içme suyu için Cam ambalajlardan sonra en sağlıklı saklama ambalajıdır . Fakat nasıl ki faydalı bir ürünü kullanma kurallarına uygun şekilde kullanmadığımızda verim alamazsak damacanalar içinde bu böyledir . Cam ambalajlar en sağlıklı ambalajlardır fakat direk güneş ışığına maruz kalan cam ambalajlı bir suyu içemezsiniz çünkü içerisinde güneş ışığına ve ısıya bağlı olarak bakteriler oluşmaya başlar yine cam ambalajlarda gerekli koşullara ve teknolojiye sahip bir tesiste usulüne göre temizlenmezse en sağlıklı olarak bilinen cam ambalajlar bile sağlığımızı tehdit etmeye başlar .
Damacanalar da da durum böyledir modern bir tesiste gerekli koşullara uygun olarak şişelenen (üretilen değil çünki su üretilmez sadece şişelenir üretilen su genetik değeri ile oyanmış (GDO) su olur ve doğal olmakdan çıkar ) ve depolanan damacana sularda sağlığımızı tehdit edecek bir durum söz konusu değildir .
Peki şu an yaklaşık 275 farklı markanın bulunduğu damacana su pazarında damacana su kullanıcıları bunları nerden bilecek ?
Damacana su kullanıcılarının dikkat etmesi gereken en önemli unsur aldıkları su markasının kurumsal kimliği olan bir firma olmasıdır . Bunun nedeni ise doğal kaynak suları ve mineralli doğal kaynak sularında maliyetli etkileyen önemli unsurlar vardır . Örneğin : Damacanaların 72 - 80 derece sıcaklıktaki sular ile yıkanması gerekmektedir . takdir edersiniz ki genellikle şehir dışında gece dolum yapan su fabrikalarında damacanaları yıkamak için kullanılan suyun 72 - 80 derece sıcaklığa getirilebilmesi ciddi bir maliyet gerektirir . Eğer marka kurumsal kimliği olan bir marka ise dolum şartları bellidir ve maliyet çalışanları etkilemediği için temizlikte kullanılan su maliyet gözetilmeksizin gerekli yöntemler kullanılarak bu sıcaklığa getirilir . bununla birlikte damacanaların temizliğinde kullanılan sağlık bakanlığından izinli olan damacana dezenfekte solüsyonları da cok ciddi bir maliyet getirir . Kurumsal kimlik ile çalışan firmalarda maliyet hesapları belirlenmişdir ve bu hesaplara uyulması aksatılamaz fakat şahıs firmalarında daha fazla kar etmek , piyasada daha ucuza satış yapmak (haksız rekabet) Vb. gibi nedenler ile bu gibi yüksek maliyet gerektiren uygulamalardan kaçınılabilir veya aksatılabilir bu durum da kullanmış olduğunuz damacanaların sağlığınız için risk oluşturmasına sebep olur .
Damacanaların dolum ömrü olduğunu daha önceki yazılarımdan birinde belirtmişdim .
Damacanaların altında dikkat edilmesi gereken en önemli rakam 7 rakamı değil yuvarlak içerisinde , elimizdeki damacana nın dolum tarihini belirten rakamlardır . bir damacananın dolum ömrü 3 yıl ile sınırlandırılmışdır . sürenin 3 yıl olmasının sebebi ise bir damacananın iki dolum arasındaki periyodunun 20 gün ortalama olarak hesaplanmasıdır . Ömrünü tarih olarak tamamlamış olan damacanaların yanı sıra , imha edilmesi ve geri dönüşüme yollanması gereken damacanalar ise delik çatlak aşırı kirlenmiş boyanmış veya üzerine boya sıçramış vb damacanalardır , Geri dönüşüm için imha edilmesi gereken damacanalar, kurumsal şirketlerde şirketin kriterlerine göre kontrol edilerek kriter dışı damacana olarak ayrılır ve geri dönüşüm için imha edilir .
Bunların yanı sıra damacanalarda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da damacanaların rengidir . açık mavi berrak damacanalar ilk hammededen yapılan ve sağlık açısından en güvenilir olan şişelerdir . Soluk mat mavi ,kahverengi , veya kahverengine dönük olan damacanalar geri dönüşüm maddesinden yani daha önce kullanılmış ve kullanım ömrü bittiği için imha edilmiş damacanaların eritilerek yeniden kullanılması ile üretilmişdir . sağlığınız için tehlikelidir .
(Gözlerimle şahit olduğum bir olayı paylaşmak isterim . 4 sene önce her gelen şişeye su dolduran bir kaynağın kapısında gördüğüm bez bir afişte aynen şöyle yazıyordu :
Damacanaları yıkatırsanız dolum 800,000 yıkatmazsanız dolum 400,000 eski tl ye göre . bunu gördüğümde gülmüşdüm fakat aslında ağlanacak halimizin afişidir .)
SULAR HAKKINDA MERAK ETTİĞİNİZ HERŞEYİ YORUM VEYA E-POSTA YOLU İLE SORABİLİRSİNİZ. sakasum@hotmail.com
BİLMEDİĞİM BİR KONU DAHİ OLSA EN KISA SÜREDE CEVABINI BULUP E- POSTA YOLU İLE VEYA BURADA YAZI OLARAK SİZE ULAŞTIRIRIM .
Mutlu ve sağlıklı günler .
Kullanmış olduğumuz damacanalar güvenlimi altındaki rakamlar ne anlama gelir ?
Kullanmış olduğumuz damacanalar tüm dünyada içme suyu için Cam ambalajlardan sonra en sağlıklı saklama ambalajıdır . Fakat nasıl ki faydalı bir ürünü kullanma kurallarına uygun şekilde kullanmadığımızda verim alamazsak damacanalar içinde bu böyledir . Cam ambalajlar en sağlıklı ambalajlardır fakat direk güneş ışığına maruz kalan cam ambalajlı bir suyu içemezsiniz çünkü içerisinde güneş ışığına ve ısıya bağlı olarak bakteriler oluşmaya başlar yine cam ambalajlarda gerekli koşullara ve teknolojiye sahip bir tesiste usulüne göre temizlenmezse en sağlıklı olarak bilinen cam ambalajlar bile sağlığımızı tehdit etmeye başlar .
Damacanalar da da durum böyledir modern bir tesiste gerekli koşullara uygun olarak şişelenen (üretilen değil çünki su üretilmez sadece şişelenir üretilen su genetik değeri ile oyanmış (GDO) su olur ve doğal olmakdan çıkar ) ve depolanan damacana sularda sağlığımızı tehdit edecek bir durum söz konusu değildir .
Peki şu an yaklaşık 275 farklı markanın bulunduğu damacana su pazarında damacana su kullanıcıları bunları nerden bilecek ?
Damacana su kullanıcılarının dikkat etmesi gereken en önemli unsur aldıkları su markasının kurumsal kimliği olan bir firma olmasıdır . Bunun nedeni ise doğal kaynak suları ve mineralli doğal kaynak sularında maliyetli etkileyen önemli unsurlar vardır . Örneğin : Damacanaların 72 - 80 derece sıcaklıktaki sular ile yıkanması gerekmektedir . takdir edersiniz ki genellikle şehir dışında gece dolum yapan su fabrikalarında damacanaları yıkamak için kullanılan suyun 72 - 80 derece sıcaklığa getirilebilmesi ciddi bir maliyet gerektirir . Eğer marka kurumsal kimliği olan bir marka ise dolum şartları bellidir ve maliyet çalışanları etkilemediği için temizlikte kullanılan su maliyet gözetilmeksizin gerekli yöntemler kullanılarak bu sıcaklığa getirilir . bununla birlikte damacanaların temizliğinde kullanılan sağlık bakanlığından izinli olan damacana dezenfekte solüsyonları da cok ciddi bir maliyet getirir . Kurumsal kimlik ile çalışan firmalarda maliyet hesapları belirlenmişdir ve bu hesaplara uyulması aksatılamaz fakat şahıs firmalarında daha fazla kar etmek , piyasada daha ucuza satış yapmak (haksız rekabet) Vb. gibi nedenler ile bu gibi yüksek maliyet gerektiren uygulamalardan kaçınılabilir veya aksatılabilir bu durum da kullanmış olduğunuz damacanaların sağlığınız için risk oluşturmasına sebep olur .
Damacanaların dolum ömrü olduğunu daha önceki yazılarımdan birinde belirtmişdim .
Damacanaların altında dikkat edilmesi gereken en önemli rakam 7 rakamı değil yuvarlak içerisinde , elimizdeki damacana nın dolum tarihini belirten rakamlardır . bir damacananın dolum ömrü 3 yıl ile sınırlandırılmışdır . sürenin 3 yıl olmasının sebebi ise bir damacananın iki dolum arasındaki periyodunun 20 gün ortalama olarak hesaplanmasıdır . Ömrünü tarih olarak tamamlamış olan damacanaların yanı sıra , imha edilmesi ve geri dönüşüme yollanması gereken damacanalar ise delik çatlak aşırı kirlenmiş boyanmış veya üzerine boya sıçramış vb damacanalardır , Geri dönüşüm için imha edilmesi gereken damacanalar, kurumsal şirketlerde şirketin kriterlerine göre kontrol edilerek kriter dışı damacana olarak ayrılır ve geri dönüşüm için imha edilir .
Bunların yanı sıra damacanalarda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da damacanaların rengidir . açık mavi berrak damacanalar ilk hammededen yapılan ve sağlık açısından en güvenilir olan şişelerdir . Soluk mat mavi ,kahverengi , veya kahverengine dönük olan damacanalar geri dönüşüm maddesinden yani daha önce kullanılmış ve kullanım ömrü bittiği için imha edilmiş damacanaların eritilerek yeniden kullanılması ile üretilmişdir . sağlığınız için tehlikelidir .
(Gözlerimle şahit olduğum bir olayı paylaşmak isterim . 4 sene önce her gelen şişeye su dolduran bir kaynağın kapısında gördüğüm bez bir afişte aynen şöyle yazıyordu :
Damacanaları yıkatırsanız dolum 800,000 yıkatmazsanız dolum 400,000 eski tl ye göre . bunu gördüğümde gülmüşdüm fakat aslında ağlanacak halimizin afişidir .)
SULAR HAKKINDA MERAK ETTİĞİNİZ HERŞEYİ YORUM VEYA E-POSTA YOLU İLE SORABİLİRSİNİZ. sakasum@hotmail.com
BİLMEDİĞİM BİR KONU DAHİ OLSA EN KISA SÜREDE CEVABINI BULUP E- POSTA YOLU İLE VEYA BURADA YAZI OLARAK SİZE ULAŞTIRIRIM .
Mutlu ve sağlıklı günler .
23 Ekim 2010 Cumartesi
SAKA SAĞLIK KAYNAĞI,SÜNGER BOB İLE ÇOCUKLAR İÇİN DAHA EĞLENCELİ
SAKA Doğal Mineralli Su'dan Bir Yenilik Daha .
SAKA Sağlık Kaynağı Çocuklar İçin Artık Daha Eğlenceli.
Türkiye nin ve Dünyanın en sağlıklı sularından biri olan SAKA Doğal Mineralli Su gelişim çağındaki çocuklarımıza sağlıklı su içme alışkanlığı kazandırmak ve çocuklarımızın gelişim çağında ihtiyaçları olan mineralleri , içerdiği başta kemik gelişimi için vücutlarının en çok ihtiyaç duyduğu kalsiyum ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiren magnezyum un yanı sıra 8,22 lik pH bazik (alkali) su ile çocuklarımız için en iyisini yine çocuklarımızın ve biz yetişkinlerin severek ve beğenerek izlediğimiz Sünger Bob karakteri ile süslüyor .
SAKA Doğal Mineralli Su yun küçüklere özel küçük ambalajlı suları özel kapakları sayesinde dökülmüyor ve çocuklarımız hem dünyanın ve Türkiye'nin en kaliteli suyunu içiyor hemde sağlıkları açısından en önemli içecek olan "Doğal Mineralli Su"yu içerken eğleniyorlar .
Çocuklarımızın için su biz yetişkinlerden daha önemlidir çünkü çocuklarımızın vücudunun daha falza oranı su dur ve çocuklarımızın doğal sulardaki minerallere biz yetişkinlerden çok daha fazla ihtiyaçları vardır .
Sünger Bob karakteri ve özel olarak yapılan ve dökülmeyi önleyen kapağı ile çocuklarımız için hayati öneme sahip mineralli su içme alışkanlığını zevkli bir oyun haline getirebilir SAKA Doğal Mineralli Su ile çocuklarımızın fiziksel gelişimi ve sağlığını koruyabiliriz .
Mutlu ve Sağlıklı günler dileriz .
21 Ekim 2010 Perşembe
İçtiğimiz Suyun Vücdumuzdaki İşlevleri , sağlığımız için hangi suları içmeliyiz
Suyun insan vücudunda çok önemli işlevleri vardır.
Bunlardan başlıcaları şöyledir:
1) Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını, hem de çözülmesini sağlar.
2) Su vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.
3) Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir.
4) Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.
5)Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.
6) Su nefes almak için gereklidir.
7) Vücut sıcaklığını düzenler.
8) Tüm hücrelere besin ve oksijen taşır.
9) Kanın % 92’isi sudur.
10) Nefes almak için oksijeni nemlendirir.
11) Hayati organları korur ve yastık görevi görür.
12) Gıdayı enerjiye çevirmeye yardımcı olur.
13) Besinlerin emilimine yardımcı olur.
14) Atıkları uzaklaştırır.
15) Eklemleri rahatlatır, yastıklar.
Hayatımız için bu kadar önemli bir ürünü seçerken çok daha dikkatli olmalı ve doğal sular açısından zengin olan ülkemizde vücudumuz ve kendimiz için en sağlıklı suları ı şeçmeli değilmiyiz .?
pH seviyesi yüksek mineralli suları tercih ettiğimizde yüksek pH değeri ile asidik haldeki vücudumuzun bazik (alkalik) hale gelmesine ve kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olurken . Dengeli mineral yapısı ile de gıdalardan alamadığımız vücut için gerekli mineralleri vücudumuza kazandırır .
Mutlu ve Sağlıklı günler ...
Vücudumuzdaki Hayati Organların Su Seviyeleri , Sağlığımız İçin Hangi Suları Tercih Etmeliyiz
Vücüdumuzda Suyun Rolü Nedir?
Beynin % 75’i su / Orta dercede susuz kalmak başağrısı ve başdönmesine yol açabilir.
Kemilerin % 22’si sudur.
Kasların % 75’i sudur.
Kanın %92'si sudur
Vücudumuz için gereken ideal mineraller, gıdalar ve içecekler doğada mevcuttur . Doğal beslendiğimizde kendimizi iyi hissederiz çünkü doğadan gelen ürünlerde vücudumuzun ihtiyacı olan her şey kendiliğinden mevcuttur. Su sadece doğada bulunur üretilemez taklit edilemez fakat , işlenebilir ,arıtılabilir ,içeriğine mineral eklenebilir veya çıkarılabilir .
Arıtma cihazları ve su işlemek için kullanılan filtreler ise doğadaki , doğal haldeki suları hatta deniz sularını dahi içeriğindeki tüm maddelerden arındırır . bunların damacanaya doldurulanlarına sonradan sunni olarak mineral takviyesi yapılır ve damacana üzerindeki etiketin alt ve üst kısmındaki kahverengi şeritlerin içerisinde içme suyu ,sofra suyu,işlenmiş içme suyu gibi ibareler yer alır . (yönetmelik gereğidir . son çıkan yönetmelik ile bazılarının etiketindeki şeritler kaldırıldı ve doğal kaynak suyu yazıyor) .
Vücudunuzu susuz bırakmamak kadar önemli bir husus da doğal su cenneti olan ülkemizde işlenmiş artılmış sular yerine vücudumuz için en iyisini yani doğal olanı tercih etmemizdir . Doğal Mineralli Sular yüksek Ph oranları ile asidik olan vücut dengemizi bazik (alkali) hale çevirmemizi sağlar ve dengeli mineral yapısı ile ihtiyacımız olan ve yemekler ile alamadığımız mineralleri vücudumuza kazandırır .
Mutlu ve sağlıklı günler .
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





